Ankara’daki lüks salonlarda, deri koltuklarda saatlerce süren pazarlıklar bitti. Rakamlar havada uçuştu, imzalar atıldı ve ekranlara o sayı düştü: 28.075 TL. Masadaki heyetler için bu bir "denge" rakamı olabilir ama sabahın köründe servise yetişen Mehmet Efendi, hastanede nöbetten çıkan hemşire ya da dükkanını açan küçük esnaf için bu rakam, bir ay boyunca kaç kez "hayır" demek zorunda kalacağının belgesi.
Market Arabasındaki Matematik
Vatandaş için asgari ücretin ilan edildiği o gün, aslında bir "yas" ile "sevinç" arası garip bir ruh halidir. Zamlı maaşı duyduğu an, sevinemez; çünkü bilir ki fırıncı ekmeğe, ev sahibi kiraya, bakkal süte çoktan kendi zammını hazırlamıştır. Vatandaşın gerçek enflasyonu, TUİK’in açıkladığı değil; fileyi doldururken terleyen avucundaki, kasada "bunu kalsın" dediği o andaki enflasyondur.
Bugün bir asgari ücretli için dışarıda bir aile yemeği yemek artık "özel bir olay" değil, bir "bütçe krizi" halini aldı. Hayaller emeklilikte bir sahil kasabasıyken, gerçekler "bu ay doğalgazı biraz daha kıssak mı?" sorusuna evrildi.
"Kızım İstedi Ama..."
En zoru da o sessiz eve dönüşlerdir. Hani o meşhur "hayaller ve hayatlar" dediğimiz yer tam da burası. Bir babanın, marketten dönerken çocuklarının en sevdiği çikolatayı veya o çok istediği boya kalemini "haftaya alırız" diyerek ertelemesi... İşte o "haftaya" hiç gelmez. Vatandaşın asıl asgari ücreti, çocuğunun gözündeki o küçük parıltıyı koruyabilme gücüdür. 28 bin lira, bu parıltıyı korumaya ne kadar yeter?
Görünmez Kahramanlar
Türkiye'de vatandaş olmak, aslında dünyanın en zor matematik profesörü olmaktır. Kirayı ayır, faturayı böl, kredi kartının asgarisini yatır, yol parasını kenara koy... Geriye kalanla da "yaşa". Bu, bir geçim ekonomisi değil, bir sabır testidir. 2026'da vatandaşın beklediği tek şey, cebindeki paranın miktarının artması değil, o paranın haysiyetinin korunmasıdır. Alın terinin, raflardaki etiket canavarına kurban edilmemesidir.
Sözün Özü:
Asgari ücret rakamı açıklandığında alkış tutanlar, muhtemelen o ücretle bir gün bile geçinmek zorunda olmayanlardır. Vatandaş ise alkışlamaz; sadece derin bir nefes alır ve yarın sabahın hesabını yapmaya başlar. Çünkü onun için hayat, asgari bir ücretle azami bir onur mücadelesidir.


