Nasıl bir dönemden geçiyoruz ? Aile içi geçimsizlik son yıllarda hiç olmadığı kadar arttı.Moraller tam anlamıyla dibi görmüş gibi.Bu sıkıntılar karşısında insanın yüzü gülmüyor.
Son zamanlarda sokaklarda, okullarda artan şiddet görüntüleri haberlerini sıkça duyulması her anlamda kaygı verici. İnsanlar gülmeye hasret psikoloji sarsılmış yüzlere ve bedene yansımış durumda.
Etrafımıza dönüp baktığımızda insanların yüzünde gülümseme yok olmuş yerini mutsuzluk, umutsuzluk almış. Gerçekten çok mutsuzlar.İnsanların yaşam enerjileri gitmiş, yaşam kalitesi düşmüş,yarın ne olacak bilinmez .İnsanlar nelerle karşılaşacak habersiz yaşamlarını sürdürmeye devam ediyor.
İnsanlar psikolojisini düzeltmek için ilaç kullanmakta bulunduğu durumu düzeltmek adına .İnsanların umutsuzluk ve mutsuzluktan başka ne biriktirmiş heybesinde değil mi? Yaşanan sıkıntının büyüklüğü gücümüzü, üretkenliğimizi ve birikimimizi gerçek anlamda olumsuz etkilemekte.
Bazen çocuğumuzu severken ‘’keşke senin gibi her şeye gülebilseydim evladım’’ demiyor muyuz ?
Dert yok, keder yok, tasa yok her şeyden önemlisi yarını düşünme kaygısı yok.
Günümüzde para bugün daha da önemli güç haline gelmiş. Parasız yaşamın ne kadar zor olduğunu artık herkes biliyor.Bu nedenle herkes inancın manevi etkisi her geçen gün daha da önemini kaybetmekte.
Parayı nasıl elde eder de ona ne şekilde kavuşurum diye uğraş verme derdine düşmeleri her şeyin önüne geçmeye başladı. Hal böyle olunca var olması dert değil, yokluğu ciddi anlamda büyük yara hem öyle yara ki asla kapanmayacak cinsten bir yara.
Sorgulanması gereken asıl mesele bizler ne ara bu hale geldik ?


