13 Ocak 2026. Takvimler kışı gösteriyor ama Orta Doğu’da hava hiç olmadığı kadar sıcak. Tahran sokaklarında yükselen protesto çığlıkları, Washington’ın siber operasyon odalarında yankılanıyor. Ancak bu kez durum farklı; 2003’ün o hantal kara harekatı doktrini tarihin tozlu raflarına kalktı. 2026’da savaşın alfabesi; Algoritmalar, Blokajlar ve Cerrah hassasiyetindeki dijital suikastlarla yeniden yazılıyor.
"Rejim Felci": Dijital Bir Giyotin
Donald Trump yönetimi, 2025’in nükleer tesis odaklı stratejisini bir kenara bıraktı. Artık Beyaz Saray’ın masasında tek bir hedef var: Devleti içeriden kilitlemek. Sızan raporlar, ABD’nin "Cerrah Hassasiyeti" dediği yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor:
Siber Giyotin: Hedef artık sadece askeri radarlar değil; İran’ın enerji şebekeleri, bankacılık sistemi ve yakıt dağıtım ağları. İletişimi kesilmiş bir orduyu, "kör bir dev" haline getirmek.
Starlink Diplomasisi: Tahran interneti kestikçe, yörüngeden indirilen Starlink sinyalleriyle sokağın öfkesini mobilize etmek. Trump’ın sosyal medya üzerinden attığı o meşhur "Ateş açmasanız iyi olur" mesajı, aslında dijital bir kuşatmanın ilk mermisiydi.
Tahran’ın Yanıtı: "Her Yer Cephe, Herkes Hedef"
İran ise köşeye sıkışmış bir güçten beklenmeyecek kadar soğukkanlı bir "stratejik derinlik" sergiliyor. Meclis Başkanı Kalibaf’ın son açıklaması, bu yeni alfabenin karşı tarafındaki sert harfleri gösteriyor:
"Bizimle savaşırsanız, sınırlarınızı değil, konforunuzu kaybedersiniz."
Vekalet Cehennemi: İran, kendi topraklarını savunmak yerine savaşı bölgeye yayıyor. Kızıldeniz’de Husiler, Lübnan’da Hizbullah ve Irak’taki milis yapılar, ABD’nin "cerrah" operasyonuna "balyozla" karşılık vermeye hazır bekliyor.
Hürmüz Kilidi: Küresel enerji hatlarını birer rehine gibi elinde tutan Tahran, petrol varili üzerinden dünyayı bir "ekonomik intihara" davet ediyor.
2026’nın Soğuk Gerçekliği
Şu an yaşadığımız şey basit bir gerilim değil, askeri bir "kör düğüm". ABD, kan dökmeden (veya sadece rakibin kanını dökerek) rejimi devirmenin peşinde. İran ise "Eğer ben çökersem, Orta Doğu’nun domino taşlarını beraberimde yıkarım" tehdidini masada tutuyor.
Sonuç: Duman Sınırı Aşmadan
Askeri tarihin en eski kuralı hala geçerli: Bir kez "yanlış hesaplama" yapıldığında, algoritmalar susar ve sadece namlular konuşur. 2026’da diplomasi, artık şık salonlarda değil, füze rampalarının ve siber sunucuların başında yapılıyor. Barut kokusunun dijital sinyallere karıştığı bu ocak ayında dua edelim ki; o büyük yangının dumanı sınırımızdan içeri sızmasın.


