Hayatta herkesin bir çizgisi vardır. Görünmez ama çok net bir çizgi…
Benim çizgim ise güvenle başlar.
İnandığım ve güvendiğim insanlarla yolun sonuna kadar yürürüm. Zor gün olur, iyi gün olur; fark etmez. Birine inanmışsam yarı yolda bırakmam. Hoşgörürüm, katlanırım, sabrederim. Çünkü insan ilişkileri biraz da fedakârlık ister. Her insan hata yapabilir, her ilişki zaman zaman sınanabilir. Önemli olan o sınavdan birlikte çıkabilmektir.
Fakat her sabrın bir sınırı, her hoşgörünün bir eşiği vardır.
Güven boşa çıkarılmışsa, iyi niyet suistimal edilmişse, hoşgörü görgüsüzlüğe dönüşmüşse ve sabır ihanetle karşılık bulmuşsa; işte o noktada mesele artık hata değil, karakter meselesidir.
İnsan bazen kırılır ama yine de susar. Bazen incinir ama yine de anlamaya çalışır. Çünkü karşısındaki insanın değerli olduğunu düşünür. Fakat bazı insanlar, kendilerine gösterilen sabrı bir zayıflık sanır. Hoşgörüyü çaresizlik, iyi niyeti saflık zannederler. İşte en büyük yanılgı tam da burada başlar.
Oysa gerçek şu ki; sabreden insan güçsüz olduğu için değil, değer verdiği için sabreder. Hoşgörülü insan sessiz kaldığı için değil, kalbini kirletmek istemediği için susar. Ama bu, her şeyin sonsuza kadar tolere edileceği anlamına gelmez.
Bir noktadan sonra insan, kendine olan saygısını korumak zorundadır. Çünkü insanın karakteri sadece kimi hayatında tuttuğuyla değil, kimi hayatından çıkardığıyla da ölçülür. Gerektiğinde mesafe koyabilmek de bir duruştur.
Hayat aslında çok basit bir gerçeği sürekli hatırlatır:
Vefa ile ihanet aynı yolda uzun süre yürüyemez.
Bir tarafta kıymet bilen insanlar vardır. Sizin varlığınızı değer sayan, yokluğunuzu hisseden insanlar… Onlarla kurulan dostluklar yıllara meydan okur. Çünkü o ilişkilerin temeli menfaat değil, sadakattir.
Diğer tarafta ise vefasızlık vardır. İnsanların iyi niyetini tüketen, güvenini harcayan, sabrını sınayan bir tutum… Böyle ilişkilerde ne emek kalır ne de saygı. Sadece yorgunluk ve hayal kırıklığı kalır.
İşte bu yüzden insan hayatında bir tercih yapmak zorundadır:
Kıymet bilenlerle yürümek mi, yoksa vefasızlıkla oyalanmak mı?
Benim cevabım nettir.
Hayat, kıymet bilenlerle yaşanacak kadar güzel bir yolculuktur. Ama aynı hayat, vefasız insanlar için harcanmayacak kadar kısa ve değerlidir. İnsan zamanını, enerjisini ve kalbini kimin için harcadığını iyi bilmelidir.
Çünkü bazı insanlar hayatınıza değer katar, bazıları ise sadece zaman kaybettirir.
Ve insan en çok şunu öğrendiğinde olgunlaşır:
Herkesi yanında taşımak zorunda değildir.
Bazen en doğru karar; kapıyı kapatmak, yolunu ayırmak ve yürümeye devam etmektir. Çünkü hayat, kıymet bilenlerle güzeldir. Vefasızlar için ise gerçekten fazla kısadır.




