31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından Malatya’da yeni bir yönetim dönemi başladı. 3 Nisan 2024 tarihinde mazbatasını alarak göreve başlayan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er için şehirde beklenti büyüktü. Deprem sonrası yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir şehirde belediye yönetiminin yükü zaten ağırdı. Ancak Malatya’da bugün konuşulan mesele yalnızca hizmet üretme kapasitesi değil; aynı zamanda siyasi organizasyonun kendi içindeki uyumu ve yönetim refleksi.
Yerel seçimlere giden süreçte yaşananlar, aslında bugünün tartışmalarının ilk sinyallerini vermişti. Adaylık sürecinin son günlerinde, dönemin AK Parti Malatya İl Başkanı Namık Gören ve yönetimi tarafından yapılan iletişim hataları, siyasi kulislerde uzun süre konuşuldu. Basına gönderilen bir bildiride Sami Er’in aday olarak açıklandığı belirtilirken, dakikalar sonra “aday belirleme sürecinin devam ettiği” yönünde ikinci bir açıklamanın yapılması, parti teşkilatında ciddi bir koordinasyon eksikliğinin göstergesi olarak yorumlandı. Bu durum yalnızca parti içinde değil, Cumhur İttifakı seçmeni nezdinde de soru işaretleri oluşturdu.
Söz konusu kriz kısa sürede bir görev değişikliğiyle sonuçlandı ve il başkanlığı görevine Ali Bakan getirildi. Ancak Şubat 2025’te göreve başlayan Ali Bakan’ın yaklaşık 13 aylık süreçte yerel basınla sınırlı temas kurması, hatta birçok basın kuruluşunun randevu taleplerine karşı sessiz kalması Malatya’daki medya çevrelerinde ciddi bir rahatsızlık yarattı. Yerel siyasetin en önemli dinamiklerinden biri olan basın ile iletişimin zayıf olması, siyasi yönetimin şehirle kurduğu bağın da zayıfladığı şeklinde yorumlanıyor.
Bugün kulislerde konuşulan en önemli başlıklardan biri de Ali Bakan’ın görevden alınabileceği yönündeki iddialar. Eğer böyle bir değişim gerçekleşirse, Malatya’da teşkilatı yeniden toparlayabilecek, farklı kesimleri bir araya getirebilecek bir ismin bulunup bulunamayacağı da ayrı bir tartışma konusu olacak. Çünkü şehir siyasetinde en büyük ihtiyaçlardan biri, kırılmaları onarabilecek bir “denge” figürü.
Öte yandan belediye yönetimi tarafında farklı bir tablo söz konusu. Başkan Sami Er’in çalışkanlığı ve kişisel dürüstlüğü konusunda şehirde genel bir mutabakat olduğu görülüyor. Yakın çevresinin de sık sık dile getirdiği üzere, yoğun mesaisi nedeniyle günlük uykusunun birkaç saatle sınırlı kaldığı bile konuşuluyor. Ancak yerel yönetimlerde bireysel gayret kadar önemli olan bir diğer unsur da ekip yönetimi.
Bir belediye başkanının başarısı yalnızca kendi performansıyla değil, birlikte çalıştığı kadroların uyumu ve etkinliğiyle ölçülür. Tam da bu noktada Malatya’da bazı kurumlar üzerinden dile getirilen eleştiriler dikkat çekiyor. Özellikle belediyeye bağlı şirketlerden Esenlik’in yönetimi konusunda zaman zaman kamuoyunda oluşan eleştirilere rağmen herhangi bir değişiklik yapılmaması, bazı kesimlerde soru işaretlerine neden oluyor.
Benzer şekilde Malatya Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) de şehirde en çok konuşulan kurumlardan biri haline gelmiş durumda. Su kesintileri, yüksek faturalar ve kesinti sonrası musluklardan akan bulanık su görüntüleri, vatandaşın günlük hayatında doğrudan hissedilen sorunlar arasında. Su kaynakları açısından zengin bir coğrafyada bulunan Malatya’da vatandaşın en temel beklentisi ise oldukça basit: Kesintisiz ve temiz içme suyu.
Oysa Malatya, Beydağı’nın eteklerinden süzülen doğal kaynaklarıyla tarih boyunca su zenginliğiyle anılmış bir şehir. Bu nedenle vatandaşın “çeşmeden su içme” özlemini dile getirmesi, aslında yalnızca teknik bir altyapı sorunu değil; aynı zamanda yönetim kapasitesine yönelik bir eleştiri olarak da okunuyor.
Malatya’nın bugün ihtiyaç duyduğu şey yalnızca daha fazla proje ya da daha fazla açıklama değil. Şehrin ihtiyacı; güçlü bir ekip ruhu, açık iletişim ve kurumsal uyumdur. Siyasetin kendi içindeki kırılmaları derinleştirmesi yerine onarması, yerel yönetimlerin ise vatandaşın gündelik sorunlarına hızlı ve şeffaf çözümler üretmesi gerekiyor.
Çünkü Malatya, yalnızca siyasi rekabetin değil; dayanışmanın ve ortak aklın da şehri olmak zorunda.
Şehrin yeniden ayağa kalktığı bu dönemde başarı; bireysel gayretle değil, güçlü bir ekip ve sağlıklı bir yönetim anlayışıyla mümkün olacaktır.